[Eiteift Smidalmunst] Finansör; Riv!

#1
Tarih boyunca pek çok önemli asker ve devlet adamı ölümlerinin ardından kendilerine ait olan bir günlük ile anılmışlardır, onları anlamak için kullanılmış ve kafalarında ne geçtiğine dair biraz olsun bilgi kırıntısı oluşması için sonraki nesillere aktarmışlardı. Belki pek çoğu bunun sonradan kullanılacağını düşünmemiştir ve ya bir süre sonra kullanılacağı düşünülerek daha düzgün bir anlatımla tekrar kaleme almışlardır. Eiteift içinse tuttuğu günlükler biraz farklı bir anlam taşımaktaydı. Onun için eğer birisi onu tanımak isterse ve ya bir gün arkasından bir soruşturma yürütülürse bırakacağı delilleri içeriyordu bu yüzden olabildiğince güzel yazılmış ve düşünülmüşlerdi. Öyle ki günlüğü aynı zamanda bir çeşit ajanda işlevi görmekteydi. Evinde günlük işlerini not almak için tuttuğu işe yaramaz kağıt parçalarını iğneyle bir araya getiren annesinin aklındakileri not alması için verdiği defterdeki işlerini temize çekmek için kullanırdı. Bundan bir yıl öncesindeki bir sayfayı açarsanız karşılaşacağınız şey muhtemelen şöyle bir şey olurdu;
► Show Spoiler
Günün her detayını saatleriyle yazdığı bu bölüm bittikten sonra arkasındaki sayfada ise pek çok kişinin anlamak için bile çabalamayacağı karamaları bulunurdu. Tarih kitaplarından aldığı notlar, beğendiği bir kahve dükkanın adresi öncesinde yine beğendiği bir daktilonun fiyatı ve adresi gibi pek çok şey üst üste yazılmış olurdu. Kendi fikirlerini belirttiği yerler ise buna karşın çok ender bulunurdu. Gündelik yaşamda düşünülenlerin aktarılması için tutulan günlük onun daha ziyade ajandası gibiydi ancak bu ender yerleri karıştırırsa insanlar belirli bir fikir görürlerdi. Kendi hayatının bir anda bitmesinden korkan bir uranyum elementi sahibinin gücünü daha güvenli şekilde kullanmak için kendi başına denediği şeyler. Bunlardan örnek vermek gerekilirse;
► Show Spoiler
Bazı zamanlarda bu düşünceler farklı bir boyuta ulaşır ve genç kız kendisini bu sorundan farklı bir yerde bulurdu. Uranyum elementinin ışığının nereden geldiğiyle ilgili çok düşünmüştü. Bazı elementler son derece mattı ancak neden Uranyum ışıldıyordu. Etrafına zehir saçmasıyla ilgili olmalıydı demek ki elementinin ışık saçmak gibi de bir gücü vardı. Peki diğer elementlerde bunu yapabilir mi acaba diye düşünürdü. Belki kurşun gibi bir elemente sahip olsaydı kendisinden uzakta olan uranyum ona zarar vermezdi diye de düşünürdü ancak bunu yapmanın bir yolu gelmiyordu aklına bir türlü.

Elinde günlüğü alelade bir güne uyandığında kahvaltı masasında son geceki düşünceleri kalmıştı. Huzursuz bir şekilde etrafa bakıyordu, babası masada oturmuş çayının gelmesini bekliyordu. Bir yandan da gözünün ucuyla kitabına bakıyordu, arada bir de kızını süzüp hafif bir gülümsemeyle geri kitabına dönüyordu. Bazen de bakışları annesinin kalçasına kayıyordu. Bunları görmekten son derece rahatsız olan Eiteift ise anlamamış gibi davranmaya devam ediyordu. Babası biraz meraklı bir şekilde kızın elinde dönüp duran kaleme bakıp "Canını sıkan bir şey mi var?" diye sormuştu. Eiteift için babası çokta önemli olmayan bir kaynaktı ancak onu bu günlere kadar getirmişti bu nedenle ona saygı gösterip maddi olarak yardımcı olması onu iyi gösteren bir şey olacağı için sorusuna zoraki de olsa bir cevap vermişti "Ok ve yay gibi bir şeyleri fırlatmayı istiyordum ancak buna benzer bir şey aklıma gelmedi." demişti. Buna karşın babası "Belki büyük bir boruyla istediğin şeyi fırlatabilirsin? Biz çocukken birilerini sinir etmek için kağıtlardan boru yapıp içerisine başka kağıtları tıkıp sonra üflerdik." demişti. Beklenmedik şekilde kreatif bir cevap gelmesi karşısında şaşırmış olsa dahi "İstediğim uzaklığa atamazdım, sadece üfleyerek olmaz." cevabından sonra babası gülümseyip kitabına dönerken "Bunlardan ziyade biraz da kendine koca bulmaya zaman ayırsan belki daha mu..." derken sesi kesilmişti. Annesinin mutfaktan bakışları adeta gözle görülebilir gibiydi. Bir kaç dakika içerisindeyse kavgaya tutuşmuşlardı. Seslerden rahatsız olup başını masaya koyup ocağı izlemeye başlamıştı genç kız, kavga seslerine çok geçmeden bir de çay suyunu ısıttıkları çaydanlığın sesi eklenmişti. Bir yandan ıslık sesi öteki yandan kavga sesi devam ederken Eiteift'in gözleri çaydanlığın ucundaki metal parçaya takıldı. Kavga boyunca hiç inmeden öylece yerinde takılı kalmıştı arkasından buhar çıkarken. Sonrasında kavganın tüm gürültüleri içinden "Hava bir anda çıkmaya başlasa hiç sorun olmazdı ama." demişti. Bu sessiz konuşma kavgayı bastırmış ailesinin gözü ona dönerken "Hay fuh ja file atsa gubo ja wìla." diye bağırmış bir anda ve odasına doğru hızlıca koşmaya başlamıştı.

Bir kaç basit çizim yapıp sonrasında bunları üniversitede öğrendiği gibi daha temiz bir hale çekmek için yarışı üç gün içerisinde sona ermişti. Bu sürede kapısındaki tepsiyle gelen yemekler birikmiş sonunda kapı açıldığında ve bayatlamış ekmek, bozulmaya yüz tutmuş çorbaların bir kısmı mideye indirildikten sonra günlüğümüm son sayfasını da tamamlamış oldu;
► Show Spoiler
► Show Spoiler

Re: [Eiteift Smidalmunst] Finansör; Riv!

#2
"Yoktur Ağa'm benim aklım, birden vurdular, daldım!
Kafa güzel günün her anı, anılarım hep baba yadigarı!
Çakmağımı sürdüm kibrit kutusuna, ah bela, yine bela.
Ağa Jalu izler beni, izle be Ağa'm, sonsuza kadar!"


Üniversite yolunda bir grup sarhoş Krani'nin içinden en dinç görünümlü elemanın ağzından çıkan şiiri çocukluğunda gittiğin Krani temalı festivallerden hatırladığını fark ediyorsun. Tam olarak ne hakkında olduğunu hatırlayamadığın şiirin bir dizesini okuyup arkadaşlarıyla gülüşmeye dalan genç adamın yanından geçerken sana bakıp kumaş şapkasını eliyle düzelterek selam verdiğini görüyorsun. Yanından geçip giderken bir başkasının eski bir türküyü söylemeye başladığını duyabiliyorsun. Kranilerin ne kadar yaygın ve yoğun nüfuslu olduğunu düşündüğünde etrafında başka Kraniler görmek seni şaşırtmamaya başlıyor. Şiiri okuyan adama son kez dönüp tekrar göz atıyor ve yoluna devam ediyorsun. Dikkatini bu kadar çekmesinin sebebi ise şiirin içeriği oluyor. Kraniler her ne kadar kültürlerine bağlı bir halk olsalar da "Ağa Jalu" karakterini ve bu karakterin anlamını her Krani'nin bilmediğini de biliyorsun. Bu karakterin ne olduğunu, nereden geldiğini ve ne zaman var olduğunu tam olarak hatırlayamasan da çocukluğun boyunca sana masal olarak anlatıldığını hatırlayabiliyorsun. Bu karakterin gerçekliği ise senin için bir gizem. Kendisinin tarihi bir insan olup olmadığı hakkında yeterli bilgin yok. Nostaljik bir his vermesi her ne kadar iyi gelse de finansör bulma amacıyla dışarıya çıktığını kendine hatırlatıyor ve yoluna devam ediyorsun.

Kısa süre içinde üniversitenin kapısına varıyor ve güvenlik görevlilerinin kontrolünden geçip içeri giriyorsun. Kapı görevlisinin oludkça alımlı bir bayanla konuştuğunu görüyorsun. Dizlerine kadar uzanan şık, siyah bir etek ve beyaz bir gömlek giyen kızıl saçlı kadından gözlerini alamıyorsun. Hatta birkaç saniyeliğine alıp etrafına baktığında yalnız olmadığını, cinsiyet fark etmeksizin tüm okulun gözlerini kadına diktiğini fark ediyorsun. Konuşmalarına kulak misafiri oluyor ve kadının müdürün odasının nerede olduğunu sorduğunu duyuyorsun. Kapı görevlisi ise müdürün odasının 2 kat yukarıda, sağ koridorda soldaki ilk kapı olduğunu söylüyor. Güzel kadın görevliye teşekkür ediyor ve merdivenlere doğru ilerliyor. Kapı görevlisi ise hızlıca senin yanına geliyor ve "Yardım edebilir miyim ufaklık?" diyor. 'Ufaklık' gibi irite edici bir seslenme şeklini duyunca ve görevlinin az önceki kadına olan nazik davranışlarını göz önünde bulundurunca görevlinin kişiliği oldukça bariz oluyor. Girişte bulunan insanların kadına yardım etmek için peşinden koştuğunu görürken görevliye neler diyeceğini düşünmeye başlıyorsun.
Off Topic
Esenlikler dilerim, bu konuda GM olarak ben, yani Barisu ile ilerleyeceksiniz. Pasiflik süresi 168 saattir. (7 gün)

Re: [Eiteift Smidalmunst] Finansör; Riv!

#3
Bu krallığa olan aşkımın temelinde her zaman Krani'ler temel taşı olmuştur. Saygılı insanlar olmaları bir yana eğlenceli ve renkli kişilikleri vardır. Her ne kadar benim eğlence normlarım alkol alıp şiir okumakla çok bağdaşmasa dahi ortak belirli bir kültürü paylaşmanın verdiği güzel nostaljik his her zaman bir yerlerdeydi. Evlat edinildiğimde çocuk sayılamayacak bir yaşta olduğumu düşünmüştüm. İki haneli rakamlara çoktan girmiştim ancak görünüşüm beni beş yıl geriden izlediği için belki annem beni çocuk yerine koyup masal okumak gibi bir alışkanlığı vardı. Bunu yapması güzeldi en azından içerisinde bulunduğum topluma ayak uydurabiliyordum. Ne var ki tek başına ve bu yaşamının bir kısmını açlıkla geçirmiş birisi olarak korktuğum şeyin yatağımın altındaki canavarlar değil açlık olarak kalması nedeniyle masalları her zaman geçmişe dair doktorinler olarak algılamışımdır.

"Yoktur Ağa'm benim aklım, birden vurdular, daldım!
Kafa güzel günün her anı, anılarım hep baba yadigarı!
Çakmağımı sürdüm kibrit kutusuna, ah bela, yine bela.
Ağa Jalu izler beni, izle be Ağa'm, sonsuza kadar!"


Ne anlama geldiğini bilmesem bile bana bir şeyler hatırlatmak isteyen bu sözleri çok düşünmemeye çalışarak festivallerden birisinde kulağıma ilişmiş olarak kaldığını fark etmiştim. Festivaller eğlenceli yerlerdi bazen normalde bulunamayacak şeyleri daha ucuza bulabilirdik. Normalde bulunan şeylerin de daha çok miktarda ve daha pahalıya satıldığına şahit olabilirdik. Polis Memuresi olarak sanıyorum ki festivaller nefret etmem gereken şeyler haline gelecekti ileride ancak anı olarak hala güzel bir yere sahip. Ben geçerken gülüşen gençlerin kumaş şapkalarını düzeltip selam vermeleri ile ben de onlara eşlik ederek başımı hafifçe eğip selam vermemin ardından acaba suratımın ortasında söylenenleri anladığıma ve ya Krani kökenli bir aileden geldiğim mi yazılı diye düşünürken bir başkşası eski bir türkü söylemeye başlamıştı. Acaba Krani'ler tarlada mı yetişiyordu? Hayır, cumhuriyetçi ibnelerdi tarlalardan yetişen.

Her alt kültürü paylaşan hepsini derinlemesine yaşayacak diye bir şeyi yoktu. Not almam gerekirdi aslında "Ağa Jalu" kişisini? Karakterini? Belki babam ve ya annem bilebilirdi, belki de dönüşte hala kafayı çekmeye devam ederken görürsem bunları onlara sorabilirim. Her Krani'li bilseydi ne olduğunu benim de bilmem gerekirdi. Keşke insanlara soru sormak yerine bıçakla kafalarını açıp bilgileri oradan çıkartabilsek. Ne kadar yazık, merakımın şu anki işimi engellemesine izin vermem gerekli. Kralın toprakları için yapılanlar ilk sırada sonrasında kendi özel ilgilerim.

Üniversite kapısına gelmemin sonrasında basit bir güvenlik kontrolünden geçmiştim. İnsanların dikkati genelde "Bu çocuğun burada işi ne?" diye bana dönerdi çoğu ortamda. Bu sefer biraz gecikmişti bu, her zaman nefret ettiğim bir şeyin eksikliği bu kadar rahatsız edici olmamalıydı ancak merak ederek etrafa baktım biraz sonrasında sebebini gördüm. Yürüyen azgınlık diye tabir edebileceğim ve insanların işini sermesine sebep olan bir kadındı. Siyahlı beyazlı kıyafetler ve kızıl saçlar. Etrafındaki herkesin gözlerini efsunlamışlar gibi baka kalmışlardı. Müdürün odasını öylesine bir şeymiş gibi tarif etmişti güvenlik görevlisi, en azından sebebini soracak kadar aile yadigarlarına sahip çıkabilmiştir diye umuyordum. Çok geçmeden yanıma gelmiş ve bana suratına bakılınca neredeyse arkasını görebileceğim iki boyutlu karakteriyle sorusunu sormuştu. Böyle bir karakterin soru sorması bile mucize diye içimden geçirirken ilk önce aslında söylemek istediğim şeyi düşündüm.
"Ön toynaklarını ve yapmacık iyilik anlayışını salyalarınla birlikte benden uzak tut domuz. İşini yapmadığın için sana hediye olarak patlamış bir taşak verirsem belki ileride onlardan önce aklını kullanmanı hatırlatacak bir başlangıç olur." deyip hayalarına tekme atmak istiyor olsam dahi böyle bir şeyi yapsam tutuklanacak kişi ben olurdum, muhtemelen. Her ne kadar krallık meritokrasi ile yönetiliyor olsa dahi böyle bir şeyin mantıklı sebebini vermezsem hayalimdeki gibi savaş planları yapan ünlü bir komutan olmak hayal olarak kalır. Normal bir insan ne derdi bu durumda? Önce kendimi normal bir şekilde tanıştırmam gerekir.
"Polis Memuru ,Eiteift Smidalmunst. Bu üniversitede öğrenciyim ve çizdiğim projenin patentini alıp sunum yapmak için geldim." basit bir şey yeterli olur, öncelikle patenti almam gerekli. Muhtemelen öğretim görevlimle konuşup bir kopyasını çıkartmamı ve uygun dökümanlarla imzalatmamı isteyeceklerdir. Sonrasında uygun bir başlıkla sunum yapmam gerekir. Tabi yolda bu ufaklık diyen başka embesillerle karşılaşmazsam hızlıca hallolacak.
► Show Spoiler
Post Reply

Return to “Æfgrenst”

cron