[Ana Kurgu] Asgama Bölükleri

#1
Off Topic
Shisha Shøge ve Bok Jemipech şimdilik bu konuda yer alacaklardır.
Bir araba dolusu askerle birlikte başkentin kuzey sınırına doğru yol alıyorsunuz. Yolda hem sizi destekleyenlerle, hem de sizi protesto edenlerle karşılaşıyorsunuz. Hava aydınlanmaya başladığında askerlerin büyük çoğunluğu uyanıyorlar. İçlerinden en yaşlısı olduğu uzaktan belli olan badem bıyıklı bir amca kolunu Bok'un omzuna atıyor ve sizlerle konuşmaya başlıyor. "Gençler, bilir misiniz? Bu ülke yıllar boyunca başka ülkelerin orospusu oldu be. Özgürlüğe kavuşacağız, bu bir devrim! Bu devrimin önderleri de bizleriz. Biz halkız! Hep birlikte başaracağız be. Gurur duyun gençler! İster Tihamili olun ister olmayın, bu zafer hepimizin olacak. Sizlere eski bir Tihami türküsü söylemek istiyorum." Askerlerin içinden bir tanesi "Döktür be amca, dağıt ortalığı!" diyor ve topluca gülmeye başlıyorlar. Siz de kahkahalara eşlik ediyor ve amcanın türküsünü dinlemeye başlıyorsunuz. Amcanın türküsünün sözlerini anlamasanız da Tihami dilinde olduğunu algılamanız uzun sürmüyor. Türkünün sözleri bir süre sonra tekrara giriyor ve amca herkesin eşlik etmesini istiyor. Siz de askerlerle birlikte türküye yarım yamalak da olsa eşlik ediyorsunuz. Hava iyice aydınlandığında da muhabbet etmeye başlıyorsunuz.

Askerlerden biri ortalığa soru soruyor. "Nereden geldiniz? Neden buradasınız?" Sigarasını tüttüren kirli sakallı bir asker sigarasının dumanını üfledikten sonra "Buralıyım moruk. Asırlardır Yatalıyız. Bu şehri bizi sömürmek isteyen sinsi yılanlara ve onların yardakçılığını yapan tilkilere bırakacak değiliz herhalde. O sebepten ötürü buradayız." Bir başkası söze giriyor. "Beş yaşında bir kızım var. Ben kızımın sadece iyi şartlar altında değil, aynı zamanda kendi kendine ayakta durabilen bir ülkede yaşamasını istiyorum. Bu yüzden buradayım." Türküsüyle her birinizi ayağa kaldıran amca söze giriyor. "Başka ülkelerin orospusu olmayalım diye buradayız, daha ne olsun be?! Peamınağoim. Limandan geldim ben. Hefikselliyiz." Bir süre sonra sıra size geliyor. Aidiyet hissini sürdürmek için cevap verseniz iyi olur gibi görünüyor. Yalan olup olmayacağı size kalmış tabii.
Off Topic
Bu konunun GM'i Barisu olarak sizlerle birlikteyim. Pasiflik süresi 168 saattir. (7 gün)

Re: [Ana Kurgu] Asgama Bölükleri

#2
Yata düştü mü? Şaşkın gözlerle önce telsizime, sonra Shisha'ya baktım. Sessizce "Vay be." dedim. "Ciddi ciddi tarihi bir olaya tanıklık ediyoruz." Zaten karşımızdaki adam da başkentin onlarda olduğunu söylemişti. Buradan kornalar çalarak başkente gidecek, Paktçıları öldürecektik. Hemşehrilerine orospu çocuğu demesi beni pek açmamıştı ama olayın gidişatının olumlu olması yüreğime su serpmişti. Çocuğun ölümünü burada kapatıp hayatımıza devam edebilirdik. Hatırlayınca kaşım seğirdi. Ne yapıyordum ben ya? Önce maskeli ırkdaşım, şimdi de Tihamili çocuk... Eminim ilerlerken bir iki de Paktçı geçecekti elimden. Korkuyordum. Öldürme konusunda hissizleşmekten korkuyordum ve yavaş yavaş oluyordu da... Maskeli adamda nasıl bir vicdan azabı çektiğimi hatırlıyorum. Onu düşündüğümü... Tihamili çocukta ise sadece kendimi düşündüm. Shisha'ya karşı mahçup olduğumu, bundan nasıl kurtulacağımı... Çocuğun ailesi, arkadaşları, endişelerim içinde çok az yer kaplamıştı. Bir gün birini öldürdüğümde hiçbir şey hissetmemek korkunç bir düşünceydi.

Adam arabamızla konvoylarına katılmamızı söyledi. Arabayı salmamız bizim için en hayırlısı olacağı için "Sizin arabada yer varsa sizle gelelim. Bizimki arıza çıkardı da." diye yalan söyledim. Fazla uzatmadan bizi arabalarına almaları harikaydı. Shisha'dan önce arabanın arkasındaki karavana bindim ve sola oturup Shisha'ya yer açtım. O da binince yola çıktı araba. Çok garip bir durumdaydık aslında. Üstümüzde şort + tişört, belimizde Pakt telsizi, darbecilerin arasındaydık. Leş gibi temizlik malzemesi kokuyorduk. Askerler uyuyordu. Yol boyunca uyumaya çalıştım ancak oturarak uyumak gerçekten çok zordu. Kafamı arkaya dayayıp gözlerimi kapatıyordum, kafam Shisha'ya doğru kayınca uyanıyordum. Çok derin de bir uykum yoktur benim. Ota boka uyanırım evde de. Çocuğun adı neydi acaba? Öldürdüğüm kişilerin kimliğini bilmemek benim lanetim mi? Bunları düşünürken uyuyor, dışarıda birinin küfür etmesiyle uyanıyorum... Tekrar uykuya dalıyor, araba bir grup taraftarın yanından geçince uyanıyorum derken sabahın ışıklarında gözümü açtım. Kafamı Shisha'nın omzuna dayamışım. O da kafasını kafama koymuş. İkimiz de böylece rahatça uyuyabilmişiz. Tabi ben aklım başımdayken yakınlık göstermeyeceğim için, hemen düzeldim. Ben kafamı çekince Shisha da uyandı ister istemez. Gerilip "Günaydın." dedim sakince. Bizimle birlikte arabadaki diğer kişiler de uyandı yavaş yavaş. Belim tutulmuş garip bir şekilde uyuduğum için. Bu yüzden arkaya doğru gerilip omurgamı çıtlatmaya çalışırken sol yanımdaki adam kolunu omzuma attı!

Bir anda irkilip iki büklüm oldum adamın kolunda. Hemen Shisha'ya dönüp "İmdat." bakışı attım. Çok fazla... Gereksiz... Temas... Bana ailem bile sarılmaz ulan. Elin dayısı için fazla samimiyet bu. Sadece Livei'nin bana dokunmasına olurum var. Amca beni tutarak, arabadakilere seslendi. Keşke diyordum ben de kendi kendime. Keşke ilk Shisha binseydi arabaya. Böylece uyurken kapıya dayayabilirdim kafamı. Shisha'nın omzuna yatmak zorunda kalmazdım ve amca ile temasta bulunan kişi Shisha olurdu. Eminim o çok rahatsız olmazdı bundan. Amcada garip bir hamsi kokusu var bi de.

Amca Tihami'nin yıllardır diğer ülkelerin orospusu olduğunu söyledi. Evet, doğru bildiniz! Aklımda direkt Komiser Jüme geldi. Yanımdaki amca doğru söylüyordu. Ülkeleri için savaşacaklardı ve gerçekten doğru yolda olduklarını düşünüyordum. Yine de bu aşırı samimiyet Djurat'takilerde de vardı. Onları gücendirmeden sınırlarımı da söyleyemiyordum ki. Şu an çıkıp "Dayıcım, ben hoşlanmıyorum bu samimiyetten. Sınırı aşmasan olur mu?" diye sorsam ortamın havasının içine etmiş olacaktım. Amca bir türkü söylemek istediğinde herkes aşırı sevindi zaten. Üstelik gülüşmeler başladı. Amca da gülerken beni daha çok kendine çekti. Ortama ayak uydurmak adına "Ehi, ehi ehi..." yaparken tekrar Shisha'ya döndüm ve yalvaran bir bakış attım. Amca türküsünü başka dilde söylemeye başlayınca ben de sınırıma geldim! Yani hem tanımadığım bir adam, hem de bilmediğim bir dilde konuşuyor! Djuratlı önyargılarım bu kadarına da dayanamayacaktı. Bu yüzden bir yılan gibi kaydım adamın kolunun altından ve Shisha'nın bacağına iki kere elimle vurup "Yer değiştirelim." dedim acele ile. Sonra da kalkıp Shisha'nın yerine geçtim.

Herkes birlike türküye eşlik ederken ben de gülümseyip etrafıma bakınıyordum. Bilmediğim bir dildeki şarkıya eşlik edecek değilim. Askerlerden biri ortaya çıkıp nereden geldiğimizi, neden burada olduğumuzu sorunca da gözlerimi devirdim. En nefret ettiğim 3 şeyi üst üste yaşatmaları harikaydı gerçekten. Temas + Ana Dil + Kişisel Bilgiler üçlüsünü bu kadar çabuk bulabilen bir grup şok ediciydi. Shisha'nın arkasına daha da saklanıp insanları dinlemeye başladım.

Bir tanesi Yata'lı olduğunu, şehrini korumak için burada olduğunu söyledi. Bolcheb'i korumak ister miyim diye düşündüm ilk ya da doğduğum, büyüdüğüm yer olan Jülchaj'ı? Cevabım Evet'ti. Şaşırdım bu duruma. Ciddi ciddi Djurat'a karşı bir aidiyet mi hissediyordum? Başka bir asker konuşmaya başladı. Dedi ki yandan yedim gazım var, beş yaşında kızım var. Böyle dalga geçtiğime bakmayın dediği şeyler şurada herkesin söylediği şeylerden daha çarpıcıydı. Kızının geleceği için endişeleniyordu. Abu geldi aklıma. Abu'nun babası da onu bu kadar seviyordu değil mi? Yanımızdaki amca her zamanki coşkusu ile Limandan geldiğini söyledi. Hamsi kokusunun nedeni buydu demek ki. Tabi ki konu döndü dolaştı bize geldi. Kaçamamıştım ciddi ciddi. Herkes bana dönüp bakınca kaderimi kabullenip Shisha'nın arkasından çıktım ve oturduğum yerde öne doğru eğildim. "Djurat'tan geliyorum." dedim ifadesiz bir şekilde. Aslında rastgele konuşup arkama yaslanmayı planlamıştım ilk ancak kızı için burada olan adama kanım aşırı ısınmıştı ve gerçekleri duyması gerektiğini, neden onun yanında savaşacağımı bilmesini istemiştim. "İki hafta önce teşkilat, beni bir aylık zorulu izne çıkardı. Dün gece ise apar topar evime gelip göreve çağırdılar. Tihami'deki darbeyi engellemek için Pakt ile birlikte buraya geldim. Tihami'deki darbeyi engellemek için... Djurat'tan... İzindeki bir polis memurunu çağırdılar... Mutlak kontrol için uğraşıyorlar. Tihami için neyin iyi olduğunu, en iyi Tihamililer bilir ve Pakt'ı istemiyorlarsa bu onların kararıdır. Bir Djuratlı olarak burada yapacağım tek şey, Tihamililerin özgür düşüncesinin yanında olmaktır. Anlayacağınız, Pakt'ı sikeyim! Eğer burada başarılı olursak, umarım kendi ülkem de bunu görür ve yepyeni bir döneme gireriz." Kızı için ülkesini güzelleştirmek isteyen adama dönüp kafamla selam verdim. Sonra da tekrar arkama yaslanıp Shisha'ya bıraktım sözü.
Yan Çar/Podosḧi Øfinuafeme
Deith Ozæf'i katledecek yegane kişi!
Pisan Higenadon'un canını da tek mermi ile alıcam!


Image
► Show Spoiler

Re: [Ana Kurgu] Asgama Bölükleri

#3
Zaten boka dönmüş arabayı bir kenara bırakıp yola koyulmuşlardı. Yol boyunca kendilerini destekleyeni de gördüler ana bacı düz gideni de. Shisha hafiften gerilmişti. Bunun tek sorumlusu da işleri batıran Bok'tu. Her şey yoluna girmeye başlamış gibi durduğu için rahat bir nefes almıştı ama bir sürü düşünce aklını bulandırıyordu. Artık "kısmen" de olsa gizlilik içinde ilerlemiyorlardı. Yaptıkları şeyler tamamen açıktı. Belki de böylesi daha iyiydi. İki kişi ne kadar yol alabileceklerinden de emin değildi doğrusu. Özellikle Bok'un son dikkatsizliğinden sonra. Bok kesinlikle hevesli bir oğlandı. Ancak eli ayağına dolanıyordu.

Herkes oldukça gaza gelmiş gibiydi. Bu işi başaracaklardı bir şekilde. Gerçekten de halk, Tihami yönetiminin değişmesini istiyor gibiydi. Belki de bulundukları ortam yüzünden böyle düşünüyordu Shisha. Bıyıklı bir dayı sarmaş dolaş Bok'a sokulunca beyaz tenli çocuk neye uğradığını şaşırmıştı. Hemen Shisha ile yer değişmek istemişti. Shisha adamın yanına geçti sesini çıkarmadan ve bir sigara yaktı. Sonrasında etrafta isteyen olursa diye de uzattı. Oldukça gürültülü bir şekilde konuşan devrimcilere kulak verdi. Kalabalık ortamlardan hala haz etmiyordu. Ancak bunu belli etmiyordu. Yüzüne coşkulu bir ifade oturtmuştu bile.

Herkes konuşurken söz sırası sonunda Bok'a gelmişti. O da kısmen gaz verecek güzel bir konuşma yaptıktan sonra lafı Shisha'ya bırakmıştı. Bitmek üzere olan sigarasından bir fırt çekti ve nadiren yaptığı bir şeyi yaptı. Dilinin üzerinde söndürdü. Ardından konuşmaya başladı. Samimi bir ton kullanacaktı.

"Benim nereli olduğumu zaten ilk bakışta anlamışsınızdır beyler. Memleket Dusha. Djurat'lı kardeşim gibi pakt tarafından buraya zorla getirildim. Arkadaşım dedi ya hani, izindeki bir memuru çağırdılar diye. İşte bu darbeyi engellemek için Dusha'dan beni, uzaklaştırılmış ve hatta tabir doğruysa kısmen kovulmuş bir polis memurunu çağırdılar! İşte özgürlükten bu kadar korkuyorlar! Sizin ayaklarınız üzerinde durmanızda o kadar korkuyorlar ki hepimizi yığdılar otobüslere! Ha, şunu da bilin ki paktın yasalarına aykırı hareket ettiğim için uzaklaştırıldım. Dusha'yı bilmiyorsunuz beyler. Kendinizi şanslı sayın. Çünkü ayağa kalkacak gücünüz var! Dusha'da eşekleri zikiyorlar! Sabah akşam! Dusha hakkında abartılı kaçacak kötü şeyler duymuşsunuzdur. Hepsi doğru! Size destek veriyorum çünkü bir gün kendi ulusumun da bu pakt denen hatalı sistemden kurtarmak istiyorum! Evet, ben, kendim yapmak istiyorum bunu. Tabi önce Tihami gelir. Bunun için buradayız. Hadi, gidelim ve ülkenizi gerçek sahibine, size verelim!"
Whatever happens, happens
Image
► Show Spoiler

Re: [Ana Kurgu] Asgama Bölükleri

#4
"Yeğen..."

Amca, merakına yenik düşüyor ve herkesin o an akından geçen soruyu bizzat kendisi soruyor. "Sen hiç siktin mi?" Bir anda kızı olan adamın utancından elini yüzüne götürdüğünü, arabanın arkasında bulunan gençlerden biri diğerinin dizine vuruyor ve katıla katıla gülüyor. Amca ise sözlerine devam etmeye karar veriyor. "Eşek yani, hiç siktin mi? Bir eşeği." Bir genç amcanın yanına geliyor ve omzuna vuruyor. "Amca, n'oldu sen de mi sikmek istiyorsun?" Genç kahkaha atarken amca kaşlarını havaya kaldırıyor ve şaşkınlık içinde "Yok yahu, merak ettik işte! Hep duyuyoruz da Tihami'de eşek yetişmez. Daha hayvanı kanlı canlı görmemişiz, adamlar sikiyor amına koyayım!" Tüm araba kahkahalara boğuluyor ve tam o sırada beklenmedik bir şekilde araba sola doğru hareket etmeye başlıyor. Sürücü aniden frene basıyor ve araba süratle ilerlemeye devam ediyor. Herkes yere yatıyor ve siz de onlarla birlikte yere yatıyorsunuz. Yatan şeyler sadece sizler olmuyorsunuz, çünkü iki saniyede içinde bulunduğunuz araba da yan yatıyor. Bir anda diz çökmüş olanlar dengesini kaybediyor, yere yatanlar ise panik içinde beklemeye koyuluyor. Araba duruyor ve yukarıda kalan kapıyı açıp hep birlikte kapıya yığılıyorsunuz. İşe yaramayacağını anladığınızda ise teker teker çıkıyor ve arabanın arkasına siper alıyorsunuz.

İkiniz de aynı anda arabanın arkasından önünüze doğru bakıyorsunuz ve etrafınızı incelemeye başlıyorsunuz. Çimenlik bir arazidesiniz ve araziden ilerleyen, birkaç kilometre öteden ışıklar görülen bir bölge var. Bölgenin nasıl bir bölge olduğunu seçemiyorsunuz ancak ışıklar o kadar parlak ki gündüz vakti bile rahatlıkla görebiliyorsunuz. Çimenlik alanın insan gözüyle anca görülebilecek kadar uzağında ağaçlık bir alan var. Arabanın arka tarafına, siper aldığınız bölgenin tersine göz gezdiriyorsunuz ve üç Pakt askerinin size doğru ilerlediğini görüyorsunuz. Aranızda yaklaşık 20 metre var. Etrafınızdaki askerleri tek tek sayıyorsunuz ve bulunduğunuz bölüğün siz dahil toplam 20 askeri olduğunu fark ediyorsunuz. Aranızdaki askerlerden biri bir anda "Yüksek bir enerji hissediyorum, kaçın!" diye bağırıyor ve askerlerin geldiği bölgenin tersine hızlıca koşmaya başlıyorsunuz. O sırada az önce içinde bulunduğunuz büyük araba patlıyor. Arabanın parçaları ve camlarının kırıkları her tarafa saçılıyor ve ucu ucuna kurtuluyorsunuz. Askerlerle aranızda sadece 10 metre kalmış gibi görünüyor. Henüz sadece en öndekinin yüz hatlarını seçebiliyorsunuz. Adam elinden çıkan dumanı üflüyor ve gülümsüyor. Kızıl saçı, yeşil gözleri ve gür sakallarından Gedhilfeli olduğunu hemen anlıyorsunuz. Bölüğünüzün tamamı asker olduğu ve hiçbir komutanınız olmadığı için aranızda kimse kıpırdamıyor. Birinin çıkıp bir şeyler yapması gerekiyor gibi görünüyor.

Re: [Ana Kurgu] Asgama Bölükleri

#5
Şaşkınlıkla dinledim Shisha'nın konuşmasını. Yani, eşek sikme olayına şaşırmadım. Bu konuyu ilk konuştuğumuzda yeterince şaşırmıştım zaten. Yanımızdaki amca ilgi ile Shisha'ya eşek sikip sikmediğini sordu. Sonra da bu düzgün sohbetimizin içine sıçılıp, iğrenç bir eşek sikme muhabbeti açıldı. Bu konular hiç ilgimi çekmediği için sessizce Shisha'ya asıl şaşırdığım olayı sordum. "Ne demek görevden uzaklaştırıldım? Teşkilattan kovuldun ve bana söylemedin mi gerçekten?" Elag'ın attığı dayağı ben de ona anlatmamıştım evet ama benim zorunlu izne çıkarılmamdan daha mühim bir konuydu bu. Ne demek görevden uzaklaştırılmıştı? Üstelik en son onu gördüğümde tüm içtenliğimle zor bir durumda Djurat'a gelebileceğini, yanında olacağımı söylemiştim. Shisha ise görevden uzaklaştırılınca hiçbir şekilde çıkıp bana bir selam çakmamıştı. Elag gibi, yanındaki polis memuruna şiddet mi kullanmıştı? Buraya geleli kaç saat oluyordu, olayı dile bile getirmemişti. Şimdi tanımadığımız etmediğimiz Tihami'lere anlatıyordu. Shisha'nın benim gibi gizli saklı bir adam olmadığı her yerinden belli oluyordu. Yakın arkadaşları ile bir şeyler paylaşan bir insan olduğuna emindim. Belli ki Shisha benim ona hissettiğim yakınlığı bana karşı hissetmiyordu. Derin bir nefes alıp sakinleştirdim kendimi. Zaten, ne bekliyordum ki? Ben her şeyi eline yüzüne bulaştıran, kendine güveni olmayan bir rezildim. Karşımdakilerden bir de dürüstlük mü bekliyordum gerçekten. "Boşver." dedim sakince. "Neden söyleyesin ki. Aptallık ediyorum."

Deniyorum tamam mı? 23 senedir parmakla sayılı kişiyle yakınlık kurdum. En özelimi ise, sadece lisedeki kız arkadaşıma açmışımdır. Abu bile yaşadıklarımı ailelerimiz yüzünden biliyor. Bir anda artık duvarlarımı yıkacağım diyip yıkamıyorum. Elimden geldikçe güvenmeye, savunmamı yenmeye çalışıyorum. Shisha bu kadar önemli bir şeyi benden saklamışken cidden pek kolay olmuyor.

Daha sözümü bitirmemin üzerinden 3 saniye geçmemişken araba sağ sol yapmaya başladı. Ben de kaşlarımı çatmış kafamı Shisha'dan uzağa çevirmiştim. Fren sesi ile araba aniden yavaşladı ama duramıyordu. Arabanın içindeki herkesin arkaya yığılması ile sıkıştım biraz. Sonra da insanlar yere yatmaya başlayınca onları takip edip ben de yattım. Dışarıda ne oluyordu bilmiyordum ama belli ki saldırıya uğramıştık. Üstelik bir süre sonra araba yan yatınca hepimiz üst üste düştük. Herkes, kapının yanında olan benim üstüme yığıldı çıkmak için. Ezildiğimi hissedince "Yavaş!" diye sitem ettim. İnsanlar geri çekilince de yattığım yerden kalkıp kapıyı ittirerek açtım. Sonra da içeriden ilk çıkan kişi oldum. Kimseye yardım etmeden sağıma soluma baktım ve bölgeyi taradım. İnsanlar rahatlıkla çıkabilirdi ancak sürücü zor durumda olabilirdi. Bu yüzden etrafımı incelerken koştum ve sürücünün olduğu kapıyı açması için ona yardım ettim. Bu sırada herkes dışarı çıkmış oldu. Üç tane pakt askeri çarptı gözüme. Yüzlerini seçmeye çalışırken elimde kurşun oluşturdum. Fazla düşünmeye gerek yoktu, ciddi ciddi sıcak savaştaydık. Üstelik biraz da sinirliydim demin Shisha ile olan olay yüzünden. Dün öldürdüğüm çocuk da gelmişti aklıma. Böyle durumlarda birilerinin canını yakmak, yaralanmak hoş gelmeye başlamıştı. 20 kişinin arasından biri enerji hissettiğini söylediğinde arabadan koşarak uzaklaşmaya başladık. Ardından da bir patlama sesi ile ileri attık kendimizi. Arkamızdaki arabanın cam parçaları yanımıza düşüyordu. Adrenalin had safhaya gelmişti. Birlikte olduğumuz askerler hiçbir şey yapmıyordu. Bana rahat olmamımı söylemişlerdi dün gece değil mi? Demişlerdi ki, onlar profesyoneldi. Sikimin profesyonelleri!

Kimseyi bekleyecek değildim. Sinirli bir şekilde bize doğru gelen adamlara döndüm. Bir tanesi elindeki dumanı üflüyordu. Yüzünü seçebiliyordum. Kızıl saçları, açık teni ile Livei'yi hatırlatıyordu bana. "Gedhilfeli Sezyum Kullanıcıları..." diye fısıldadım. Jüme'den o kadar rahatsız olmuş gibi bahsediyordum oysa ki bir sürü konuda beni bilgilendirmişti. Elimde biriktirdiğim iki kurşun parmaklarımı uyuşturmaya hafiften başlamışken patlamış arabaya doğru koştum. Kimseyi yönetecek, ne yapacaklarını söyleyecek bir adam değildim. Aynısını onlardan da beklemiyordum. Yere bakıp arabanın kırılmış camlarından büyükçe bir parça alacaktım elime. Sonra da adamlarla aramda yanmış arabayı alacak, bize doğru gelen adamlardan yüzünü daha seçemediğim, solda yürüyenin kafasına kurşunu sıkacaktım. Shisha'ya olan hayal kırıklığımdan ilham alacaktım bu kurşunda. Sanki aramızda olmaması gereken ama ne yazık ki var olan duvara ateş ediyormuş gibi hissetmeye çalışacaktım. Sonra da yanan arabanın arkasına saklanacak, elimdeki camı ayna gibi kullanıp ikinci kurşunum için hazırlanacaktım. Camdan da adamların yerini ve hareketlerini izleyecektim. Bu heriflerin arkasındaki ışıklı bölgenin ne olduğunu çözmem gerekiyordu. 3 kişi, 20 kişilik asker arabasına saldırdığına göre, taşaklı abilerimiz olmalılardı.
Yan Çar/Podosḧi Øfinuafeme
Deith Ozæf'i katledecek yegane kişi!
Pisan Higenadon'un canını da tek mermi ile alıcam!


Image
► Show Spoiler

Re: [Ana Kurgu] Asgama Bölükleri

#6
Boşa kürek çektiğini düşündü Shisha. O ne anlatıyordu, etrafındaki yarım akıllılar ne anlıyordu. Tihami insanı da en az Dusha halkı kadar gerzekti. Ancak Shisha bunu umursamıyordu. Ne de olsa bu sadece bir simülasyondu. Shisha'nın Dusha'da yapacaklarının bir simülasyonu. "Biz Tihami diyoruz, elden gidiyor diyoruz, bunlar hala eşekte skişte." diye geçirdi içinden. İnsanlar kahkaha atarken Shisha da dönen muhabbeti komik bulmuş gibi kahkaha atmaya başladı. Göz ucuyla Bok'a baktı. "Bunun zaten kendine hayrı yok. Dur bakalım ne olacak." Bunları düşünürken bir yandan da Bok'un trip dolu bakışlarını çekmek zorundaydı. Sanki bir çocuğun beynini uçurup operasyonu tehlikeye atan Bok değil gibi davranıyordu. İnsanlar gülmeye devam ederken Bok, Shisha'ya görevden alındığını kendisine neden söylemediğini sordu. Shisha tam ağzını açacaktı ki Bok buna izin vermeden kendi sorusunu yanıtladı. Herhangi bir suçlamayı kaldıramazdı Shisha. Durum ne olursa olsun, hesap sorulmasından hoşlanmıyordu. Bok'a doğru döndü. Açıkçası söylememeiş olmasının tek sebebi bunun bir önemi olmadığını düşünmesiydi. En azından yeri ve zamanı değildi.

"Salak salak konuş-" cümlesini daha bitiremeden aracın rotadan çıkmasıyla dengesini kaybetti Shisha. Doğruldu ve araçtan dışarı attı kendini. Kendisiyle beraber herkes araçtan dışarı çıkmış ve aracın arkasına doğru siper almıştı. Yollarının kesileceğini tahmin edebiliyordu açıkçası. Ancak henüz fazla yol almadan yaşanmıştı bu.

20 metre kadar bir uzaklıktan yaklaşan 3 siluet. Bok ile Shisha'nın arkasında siper almış vaziyette bekleyen askerler kaçışmaya başladığı anda biraz önce içinde bulundukları araba havaya uçmuştu. Siluetler kendilerini belli etmeye başlamıştı. Sezyum kullanıcıları. Peki hepsi mi? En azından bir tanesi kesinlikle sezyum kullanıcısıydı. 3 kişi olup da 20 kişiye saldırdıklarına göre oldukça deneyimli askerler olmalıydılar. Bok'un düşüncesizce öne atılıp adamlara saldırmasıyla bir strateji çizmek adına açık kapı kalmamıştı. Bok'un arkasından hızlı adımlarla koşmaya başlamıştı ki kimsenin kendisini takip etmediğini anladı. Koşarken arkasına döndü ve adamlara baktı. Bir yandan da kafasını çevirip 3 element kullanıcısını izliyordu ara sıra.

"Ne bekliyorsunuz?!" Ses yoktu. Yine arkasına baktı. Bok'un tek başına oradan hayatta çıkmasına olanak vermiyordu. Ayrıca şimdi geri basarlarsa her şeyi kaybedeceklerdi. "Bunun için mi yola çıktınız?! Karı kılıklı bir Djurat'lı ve eşeksikenler memleketinden gelen bir adamın ülkenizi kurtarmasını izlemek için mi?! Şimdi bir şeyler yapmazsanız ülkenizi yeniden kaybedeceksiniz! Bu adamlardan kaçış yok! Ya onlar ölecek ya biz!"

Bir kez daha arkasına baktı. Bok'un kabiliyetlerinden tam olarak emin değildi. Kurşun bu durumda etkili bir element olurdu. Ancak adamları incelemek için biraz daha vakte ihtiyacı vardı. Bu açıdan Bok'un önden atılması iyi olmuştu belki de.

"Size diyorum, burası Tihami'nin gerçek lideri Asgama'nın toprakları değil mi?" Cevap bekler gibi baktı bir süre. "Ve siz de onun askerleri değil misiniz? Güle oynaya çıktığınız bu yolda çok canlar yanacak, çok kayıplar verilecek! Bunu bilmiyor musunuz?! Hepsi yolun sonunda yine baştaki kadar onurlu ve gururlu olabilelim diye! Hadi lan bir şeyler yapın! Yok mu kurşun murşun kullanan! mesafeyi daraltmadan adamları çevreleyin! Yakın dövüşte etkili olan element kullanıcıları, siz de peşimden gelin! Herkes birbirini kollayacak! Yoksa buradan cesedimiz çıkar!"


Bok gibi uzaktan saldırabilme avantajı yoktu. Kılıcı oldukça etkiliydi ama sadece yakın dövüşte kullanılabilirdi. Önce bu üç adamın yeteneklerini görmesi gerekiyordu. Mesafeyi çok kapatmadan yaklaşacaktı. Bir gözü hep Bok'un üzerindeydi. Bok'un adamlardan en azından birinin dikkatini dağıtmasını bekliyordu. Bulduğu bir açıkta arkası da kollanıyorsa neon kılıcıyla adamlardan birinin üzerine atlayıp onu hazırlıksız yakalayacaktı. Direkt boğazına saldıracaktı ama bunun için adamların birbirinden uzaklaşması şarttı. Bok'un bir şeyler yapmasını bekliyordu temkinli adımlarla yaklaşırken. Bir şans bulamazsa saldırmayacaktı.

"Karbon ya da kalsiyum kullanıcıları var mı aranızda? İkiye bölünüp sağlı sollu onlara saldırmalısınız! Kasınızı güçlendirin elmas melmas yapın bir şey yapın! Yakın dövüşte iyi olanlar kimse sağdan ve soldan iki kuvvet halinde saldırsın. Zaten uzaktan saldırı yapabilecek dostlarımız sizi koruyacaktır. Aynı şekilde ben de sizin sayenizde verecekleri açıklardan yararlanacağım."
Whatever happens, happens
Image
► Show Spoiler

Re: [Ana Kurgu] Asgama Bölükleri

#7
Off Topic
Arkadaşlar, yeni bir eklenti sayesinde artık mouse ile üstüne gelerek farklı dilde olan yazıların çevirisini okuyabiliyorsunuz. İleride bununla ilgili resmi bir duyuru da yapacağız.
Siz planlarınızı yaparken üç adamın arkasında bir araba bulunduğunu ve bu arabadan bir kişinin daha çıktığını fark ediyorsunuz. Bu kişinin ise siyah saçlı olduğunu uzaktan anlayabiliyorsunuz. Öndeki üçlünün konuşmaları duyulabilir hale geldiğinde "Hassiktir, aralarında yabancı var, Pakt kaçağı bunlar. Ansa!" cümlesini rahatlıkla duyabiliyorsunuz. Hepsinin arkasında bulunan adam ise üçlünün yanına geliyor ve henüz kimse hareket etmeden sesli bir şekilde konuşmaya başlıyor. Konuşulanlardan hiçbir şey anlamıyorsunuz ancak etrafınızda bulunan insanların verdiği tepkilerle Tihami dilinde olduğunu tahmin edebiliyorsunuz.

"Hukno at a nu. A batwike flad dot fa, dos me ul. Szot sli sho atset fa me dukwu, du shunte. E me e finso Antilos, e Dukne a Gama ta e Tihami, szot sow bas nunguz!"

Karşılarındaki Tihamiliyi dikkatle dinleyen Asgama bölüğünüze göz gezdiriyorsunuz ve kişisel planlarınızı uygulamaya geçiyorsunuz. Bok'un pozisyon aldıktan sonra yolladığı kurşun süratle Gedhilfelilerden solda bulunana doğru ilerlerken duyabildiğiniz tek şey kulağınızın dibinde aranızda bulunan bir adamın "Szot yad aniza! Ew blitwibe!" dediğini duyuyorsunuz. Kurşun Gedhilfeliye isabet etmeden saniyeler önce üçlünün bulunduğu yeri göz geçirmez bir duman kaplıyor. Kurşunun isabet edip etmediğini anlamaya çalışsanız da üçlüyü göremiyorsunuz. Duman gittikçe kararmaya başlıyor ve bir süre sonra koyu gri rengini alıyor. Dumanın nasıl oluştuğunu anlamaya çalıştığınız sırada arkanızdan birinin bağırdığını duyuyorsunuz ve gözlerinizi arkaya çeviriyorsunuz. Bölüğünüzden bir kişinin bir kızı olan adamın boğazını kestiğini görüyorsunuz. Bağırma kısa süre sonra kesiliyor ve adam saniyeler içinde yaşamını yitiriyor. Panik içinde yanlarında duran haine bakan askerler adamın üstüne çullanıyorlar. Adamın son sözleri "Bu savaş burada bitmedi! Yata'yı geri alacağız, orospu çocukları! Çok yaşa Tihami, çok yaşa Pakt!" oluyor. Çok vakit geçmeden hainin boğazını keserek kısasa kısas uygulayan Asgama bölüğü askerleri Shisha'nın laflarını dinliyorlar ve gaza gelip bahsettiği planı uygulamaya koyuluyorlar. Karbon kullanıcıları ve Kalsiyum kullanıcıları 4'erli olmak üzere sola ve sağa geçiyorlar. Kısa bir sürenin ardından yoğun dumana doğru ilerlemeye başlıyorlar. Her birinin tek tek yoğun dumanın içine girişini izliyorsunuz. Birkaç saniye içinde bu 8 kişinin tamamı yoğun dumanın içine varıyorlar. Bundan hemen sonra dumanın kapsadığı yerin tamamında büyük çaplı bir patlama meydana geliyor. Patlama o kadar güçlü oluyor ki her biriniz oluşan rüzgar akımına karşı gelemeyip 10-15 metre geriye çekilmek zorunda kalıyorsunuz. Karşınızda bulunan duman birkaç dakika içinde dağılmaya başlıyor ve patlamanın olduğu yerde kimsenin sağ kalmadığını gözlüyorsunuz. Aranızda bulunan daha yaşlı askerlerden biri "Pakt..." diye sayıklamaya başlıyor. "Pakt'ın bu kadar umutsuzluğa kapılacağını hiç düşünemezdim! İntihar ekibi yollamışlar!" diyor ve mutluluktan ağlamaya başlıyor. Yanınızda bulunan diğer askerler de şaşkın ifadelerini gülümsemelere bırakıyorlar ve az önce olan trajik olay gerçekleşmemiş gibi davranıyorlar. Kaybettiğiniz 8 askerin acı ölümünü üstünüzden atmaya çalışırken yanınızda bulunan askerlerin kutlamalarını dinlemek zorunda kalıyorsunuz. Bir süre sonra içlerinden biri "SOKAYIM BÖYLE İŞE! SOKAYIM!" diyor ve yere kapanıyor. "SİKERİM LAN YATA'YI! İNSANLAR ÖLÜYOR!" Adamın hüngür hüngür ağladığını görebiliyorsunuz. Ortam sessizliğe büründükten sonra askerlerden biri adamın omzuna dokunuyor ve yüzünü kaldırıp gözlerine sertçe bakıyor. "Asgama için ölmeye hazır değilsen buracıkta seni öldürürüz. İraden yoksa bi' sike yaramazsın zaten." Adamın tir tir titrediğini görüyorsunuz. Bu iş kendi kendine çözülecek gibi görünmüyor.
Off Topic
Bok Jemipech, atom enerjin %100'den %75'e düştü.

Re: [Ana Kurgu] Asgama Bölükleri

#8
Ne konuşuyordu bu adamlar? Kulağıma küfür gibi geliyordu her kelime. 4. bir adam daha vardı. Tihami'liydi belli ki. Adamlara bizim yabancı olduğumuzu söyledi. Benim tipim Tihami'liden halliceydi. Beni gördüğü için bunu söylemiş olamazdı. Shisha'nın esmerliği onu elevermiş olmalıydı. Çünkü gerçekten de aramızda esmer kimse yoktu. Adam Tihami dilinde konuşma yaptı. Bizimkiler de onlara bir şeyler söylediler ancak gerçekten dillerini bilmediğim için hiç bir sikim anlamadım. Kurşunumun nereye gittiğini de göremedim. Çünkü etrafı bir sis bastı. Bu şekilde elimdeki cam da bir sikime yaramaz oldu. Kenara fırlattım bir hırşımla ve tam o sırada asla görmek istemeyeceğim bir görüntü ile karşı karşıya geldim. Daha demin birlikte geldiğimiz adamlardan biri, kızı için burada olan adamın boynunu bir hançer ile kesti. Gözlerim dehşetle açıldı ve "Hayır!" diye inledim! "Hassiktir! Hayır!" Kalkmak için hamle yaptım ancak tüm bölük aramızdaki hainin üstüne çullandı.

Dişlerimi birbirine geçirdim. Bu insanları, kendi insanlarını böyle vahşice öldürecek duruma getirmişlerdi. Belki Asgama, belki de Pakt'ın başındaki kimse... Hainin boynunun kesilmesi ile Shisha bölüğe emirler vermeye başladı. Şok içinde kalmış yerde yatan adamlara bakıyordum bense. Bana karı kılıklı Djurat'lı demesine bile kızamamıştım. İnsanlar ikiye ayrılıp sisin içine doğru yürümeye başladığında ayağa kalktım. Shisha'nın dediklerini uygulamalıydım. Onları mesafemden yararlanıp korumalıydım ancak sis yüzünden göremiyordum ki. Sise girmek hiçbir şekilde mantıklı gelmiyordu bana. Shisha'nın yakınlarında durup "Sise girmemeliler." dedim endişemi belli ederek. "Ya zehirliyse? Menzilden sise müdahale edemem onları vurmamak içi-" Daha sözüm bitmemişti ki bir anda aşırı yüksek bir gürültü ile sisin içinde bir şey patladı. Patlamanın etkisi o kadar fazlaydı ki geriye savrulup yere düştüm. Kulağımda diğer seslerin hepsini bastıran bir çınlama oluştu. Kalbimin sesini duyuyordum. Kafamı kaldırdım. Ne olduğunu sadece tahmin edebiliyordum. Sis belki de Sezyum ile tepkimeye girmişti ve karşımızdakiler elementlerini kullandıkları için bu patlama yaşanmıştı. Hiç bilmiyorum. Tek bildiğim şey korktuğumdu. Hemen Shisha'yı kontrol etme gereği duydum. Yanımdaydı. Kolunu yakaladım istemsizce. Sanki gerçekten burada olduğundan emin olmak istiyordum. Kolunun hacmini hissedince içimdeki korku biraz olsun dindi. Kulağımdaki çınlama azaldı. Tüm bunlar yerini çok büyük bir üzüntüye bıraktı.

Shisha'nın kolunu bıraktıktan sonra yerden kalktım. Sol elimin parmakları hala birikmiş kurşun elementi yüzünden karıncalanıyordu. Demin yaşadığım aşırı korkudan dolayı bacaklarım titriyordu. Aslında amacım sisin içinde herhangi biri var mı diye bakmaktı ancak ayağa kalkınca oradan kimsenin canlı çıkamayacağını açık açık görebilmiştim. Bulunduğum yerden biraz yürüdüm. Kızı olan adamın cesedinin yanına gelince bacaklarım beni taşıyamadı. Dizlerimin üstüne çöktüm. Adamın cesedine baktım üzüntüyle. Bu sırada arabada bizimle konuşan yaşlı askerlerden biri mutluluk dolu bir sesle, intihar bombacısı yollandığını ve Pakt'ın çıkmaz durumda olduğunu söylüyordu. Daha demin 8 kişi kaybetmiştik. Buna değer miydi? Herkes aşırı mutlu bir şekilde gülüyor, eğleniyordu artık. Bense sakince adamın açık kalmış gözlerini kapattım ellerimle. Sonra da gözlerim yanmaya başladı. Arabadaki düşündüğüm, ölümlerin artık basit geldiği saçmalığını düşündüm. Basit falan gelmiyordu işte. Bir askerin cesedine bakıyordum. Beş yaşındaki kızı onsuz büyüyecekti. Gözümden bir kaç damla dökülmeye başladı. Adamın kanla kaplanmış ceketinin ceplerini aradım. Amacım adamın adını öğrenmekti. Kızını bulup ona yardım edebilirdim eğer burada ölmezsem. Bu sırada da yanımdan biri çok sinirli bir şekilde bağırdı. Yata'yı sikeceğini, insanların ölmemesi gerektiğini söyledi. Kutlama yapanları susturmuştu bağırarak. Ağlıyordu. Dönüp baktım ona. Duygularını o kadar iyi anlıyordum ki. Diğerlerinden biri geldi adamın yanına ve dedi ki, eğer Asgama için ölmeye hazır değilse, iradesi yoksa bir sike yaramazdı.

Bu sözleri beni nasıl tetikledi anlatamam. Bulunduğum yerden bir hırşımla kalktım ve şuraya geldiğimden beri ilk defa bu kadar yüksek sesle bağırdım. "KES LAN SESİNİ!" Elimi kaldırdım ve adamın üstüne yürüdüm. Parmaklarımı diğer adama hain ve işe yaramaz damgası vuran adamın tam kafasına tuttum. Parmağımın ucu kurşun olduğunu belli edercesine parlıyordu. "Burada Tihami için, ülkenin, milletin, halkın özgürlüğü için savaşıyoruz! Tihami'li Tihami'liyi mi öldürecek ulan? Gözünü kan mı bürüdü? Pakt olsun, Asgama olsun... Kim bilir neye, kime hizmet ediyorlar? Biz ise sadece onların bir şeylere ulaşmaları uğruna ölen kimseler miyiz? HİÇ KİMSE MİYİZ LAN BİZ?" Elimi indirdim adamın kafasından. Kurşunu yok ettim. Sesim hala yüksek çıkıyordu. "Ben Djurat'lı falan değilim. Orada yaşayan bir Tuplo'yum. Adım Bok. Gedhilfe'li bir yarim var. Ben ki, Djurat'ı bu kadar özümsemem, kalkmış gelmişim, sizin iyiliğiniz için uğraşıyorum. Livei'mi bir daha görememe tehlikesi altında savaşıyorum. Hayatınıza sizden daha fazla değer veriyorum. Burada ölüp gitsem, darbe sırasında ölen Pakt Haini mi olacağım sadece? Böyle denip geçilecek mi? Sen ki, bu hayatın boyunca neler yaşadın? Darbede ölen alelade bir adam mı olacaksın? Televizyonda 10 saniye resmin çıkacak lan sadece! Bu adamlara biz üzülmeyelim, ağlamayalım da kim ağlasın? Yaşın kaç bilmiyorum eminim benden büyüksündür. Yine de bu gibi durumlarda insanlığını kaybetmemeni ben tembihliyorum! Şimdi bırak da adam kayıplarımız için üzülsün. En azından özverilerine saygı duyalım." Derin derin nefes alıyordum. Adama da dik dik bakıyordum. Bir cevap beklemiyordum. İlk defa böyle bir çıkış yaşadığıma da emindim. Kafamı yerde duran ve ağlayan adama çevirdim. Daha sakin bir ses tonu ile "Arabada gelirken söylediğimiz türkü." dedim. "Sözlerini bilmiyorum. Kayıplarımız için ağıt yakarken, yardımcı olur musun?" Elimi kalkması için uzattım adama.
Yan Çar/Podosḧi Øfinuafeme
Deith Ozæf'i katledecek yegane kişi!
Pisan Higenadon'un canını da tek mermi ile alıcam!


Image
► Show Spoiler

Re: [Ana Kurgu] Asgama Bölükleri

#9
Sise giren adamları izlerken Bok, küçük bir kardeş gibi Shisha'nın yanına gelip kolunu sıkmıştı gerginlikle. Shisha'da daha önce asla tetiklenmemiş bir his doğurmuştu bu. Gözlerini bir saniye olsun askerlerden ayırıp Bok'a dikti. Bir saniye sürmüştü bu his. Belki de daha az. Ancak annesinden beri ilk kez birinin tedirgin olmamasını istemişti Shisha. Aslında duygularını anlayamamıştı bile. O kadar hızlı olup bitmişti. Sadakat, sevgi gibi gereksiz şeyleri annesiyle beraber tabuta koyduğuna inanıyordu. Hislerinden emin olamadan odağını geri topladı. Bok, adamların sise girmemesi gerektiğini söylemişti. Shisha buna katılmıyordu. Düşmanın potansiyelini görmek lazımdı ve eğer yoldaşları ölürse, o zaman da ülkeleri için ölmüş olacaklardı. Ancak böyle gaddar bir düşünceyi Bok'un yanında dile getiremezdi. Bunun yerine düşünüyor gibi davranmaya devam etti. Sanki eli ayağına dolanmış gibi davranacaktı.

Kısa bir süre sonra sise giren adamlar, düşmanla beraber yok olmuştu. Yeniden güvendeydiler ama beklenmedik bir kayıptı bu. Eğer kaçsalardı kovalanabilirlerdi. Bu daha büyük kayıplar vermelerine sebep olurdu. Bok'un gözleri dolu bir şekilde kızı için ağlayan adama doğru yürümesini izledi. Bok da sınırına gelmiş gibiydi. Ona karışmayacaktı. Aslında Bok'un sinirlendiğinde ne kadar ileri gideceğini de görmek istiyordu. İradesi olmayan adamın bir sike yaramadığını söylüyordu Tihami'li korkaklardan biri. Ona katılıyordu ama bu ekipten birinin, biraz önce kaçmaya çalışan ekipten bir adamın bu sözleri söylemesi iki yüzlülüktü. Sonunda Bok'un yanına gitti ve elini omzuna koydu. "Adamın acısını paylaş. Bunu burada senden iyi yapabilecek biri yok." dedi minicik, görülmesi zor bir tebessümle. Buruk bir tavır takınıyordu ama nasıl hissettiğinden emin değildi. Aslında bir galibiyet almışlardı. Kısmen mutlu olmuş gibiydi.

Adamlara baktı. Kollarını birleştirdi. Öncesinde ağzına bir dal sigara alıp paketi adamlara fırlatmıştı. Sonra kızı olan adamı tehdit eden kişiye döndü. "Adamları görünce kaçıyordunuz. Gücünüz birbirinize mi yetiyor?" Geri kalanlara döndü. "Birbirimize düşeceksek kapıyı kitleyin, anahtarı da atın pakta. Siktir olup gidelim beyler. Az önce 8 kardeşiniz, bizim hayatta kalmamız için öldü gitti. Saniyeler içinde. Bu ülkeyi kurtarmak için buradayız. Bunu beraber yapacağız. Birbirimize düşerek değil. Evet, bu ülke için gerekirse öleceğiz. Ancak bunun da bir koşulu var. Öleceksek omuz omuza öleceğiz. Anladınız mı?" Sesi oldukça sertti.
Whatever happens, happens
Image
► Show Spoiler

Re: [Ana Kurgu] Asgama Bölükleri

#10
İkinizin cesur başkaldırısıyla sonuçlanan derin sessizliği ilk bozan etmen Bok'un avutmaya çalıştığı adam oluyor. Titrek sesiyle arabada söylenilen türküyü tekrardan söylemeye çalışıyor ancak bulunduğu riskli konumu düşündükçe başaramıyor ve türküyü baştan alıyor. Bir süre onra Bok'a gözlerini döndürüyor ve özür dileyip ayağa kalkıyor. "Ben buraya sizin ellerinizde ölmek için gelmedim, ülkem uğruna ölmek için geldim. Ben öleceğim ki benden sonraki nesiller başkalarına bağlı yaşamayacaklar. Belki sizler etrafınızdaki trajik olayları kalkan gibi kullanıp kolaya kaçmaya meraklısınızdır ancak ben değilim. Herkes kendini toplasın ve destek birlikler çağıralım. Sınır yolu yakındır." Adamın sözleri etrafınızdaki askerlerin gözlerini açıyor ve başından beri kaçmaya çalıştıkları gerçekle buluşturuyor. Her birinin gözlerinin dolduğunu, bazılarının pişmanlık içinde yere çöktüğünü, küçük bir kısmının ise hüngür hüngür ağlamaya başladığını görebiliyorsunuz. Bu, her şeyden önce Tihami denilen ülkenin geçmişini ve bugüne kadar süren yaşam tarzını sizlere hatırlatıyor. Tihamililer şu an içinde bugüne kadar hiç görmek zorunda kalmadıkları, alışık olmadıkları, onlara neredeyse tamamen yabancı olan bir kavram olan savaşı köküne kadar yaşıyorlar. Bazıları nasıl davranacağını, nasıl hareket edeceğini ve hatta nasıl hayatta kalacağını bilmiyor. Bazıları hayatta kalmak bile istemiyor. Bazıları ise burada bulunmak istemiyor. Taraf tutanların her biri taraflarına topyekün bağlı değil, bazıları ise tuttuğu taraf için fazla fanatik. Propaganda denilen gaddar canavarın hakimiyeti altında kalmamış olan bu halkın ilk karşılaşmasını her ne kadar kendileri belirlemeye çalışsalar da şu anda yaşadığınız olaylarda da olduğu gibi Tihamililerin kaderini ya Pakt, ya da siz yabancılar belirliyorsunuz. Anlaşılan Tihamililer hiçbir zaman kendi kaderlerini belirleyemeyecekler. Bunun ise tek bir sebebi var.

Onlar hiçbir zaman savaşmayı seçmediler.

Birkaç dakika içinde aranızdan birinin destek ekipler çağırmasıyla yeni iki araba sizleri almaya geliyor ve tekrar sınıra doğru ilerlemeye başlıyorsunuz. Sınırda kimlerle karşılaşacağınızı düşünüp dururken bir telsizden gelen ses herkesi susturmaya yetiyor. Herkes pür dikkat telsizin kimde olduğunu anlamaya çalışırken arka cebi titreyen kişi Bok oluyor. Bok, arka cebinde bulunan telsize dikkatini verdiğinde bu sesin Livei'den geldiğini anlıyor. Shisha ve etrafında bulunan Tihamili askerler de telsizden çıkan cümleyi rahatlıkla duyabiliyor. Bok, kimse tepki veremeden sese cevap verip vermemesi gerektiğini aklında tartıyor ve cümleyi aklında kendi kendine tekrarlıyor. "Bok... Sevgilim... Yaşıyor musun? Cevap ver bana lütfen... Lütfen iyi olduğunu söyle..." O sırada Tihamililerden biri "Yavuklun mu bu? Öyle galiba. Niye ayrı bölüklerdesiniz?" diyor ve diğer Tihamililer de gülmeye başlıyor. Bir süre sonra gülüşmeler azalıyor ve Bok, Tihamililerin birkaç tanesinin kendine oldukça ciddi bakışlar attığını görebiliyor.
Locked

Return to “Yata”