Re: [Ana Kurgu] Asgama Bölükleri

#11
Adamı yüreklendirmek için ne kadar yanında olsam da içinde bir şeyleri halletmesi gerektiği belliydi. Bu yüzden ikinci denemesine geçtiğinde tepki vermedim. Bu sefer söylediği türküye eşlik edip derin bir nefes aldım. Her ne kadar kendimi ezikleyip dursam da, aşırı bencil olduğumu fark etmiştim. Tek başıma yaşayıp tamamen kendime yönelik davranıyordum. Kendimden çok fazla şey bekliyor, yapamayınca sürekli kendime ceza veriyordum. Şimdi ise burada bir grubun yanında, Shisha ile birlikte bir amaç uğruna bulunuyordum. Artık bencillik yapmamalıydım gerçekten. Bu insanları, düşüncelerini, duygularını kendimin önüne geçirmeliydim. Gözlerimi kapattım. Türküye eşlik etmeye mırıltı ile devam ettim. Arabada bizimle gelen bu yitirdiğimiz Tihamilileri gözümün önüne getirdim. Gülen, eşeklerle ilgili espri yapan yüzlerini... Kızı olan adamı düşündüm. Asgama denen orospu çocuğu bu insanları özgürlükleri için savaştırıp, iç savaş çıkararak ne amaçlıyordu ki? Tihami Pakt'ın gücünü geri savurabilecek kuvvette miydi? Darbe, politika artık çok kötü durumdaysa yapılacak bir şeydir ve Tihami hakkında böyle bir şey bilmiyoruz. Asgama'ya en ufak güvenim yok. Tihami, Pakt'tan kurtulup, başka bir tuzağın içine düşecek bundan çok eminim.

Türküyü bitiremeyen Tihamili adam bana döndüğünde gözlerimi açıp baktım yüzüne. O da belli ki bazı kararlar vermişti benim gibi. Özür dileyince kafamla onayladım onu. Ayağa kalktı. Diğer Tihamilerin karşısına güçlü bir şekilde dönüp ülkesi uğruna ölmek istediğini, artık harekete geçme vakti geldiğini söyledi. Gülümsedim onun bu laflarını duyunca. Diğerlerinin birbirlerine baktığını ve bir şeyler ile yüzleştiklerini görmek, adamla gurur duymamı sağlamıştı. Ben de doğruldum. Bu kısa sakinlik benim de bazı şeyleri kafamda oturtmama yardım etmişti. Shisha'nın yanına yürüdüm kararlı adımlarla. Karşısında dimdik durup "Shisha." dedim. Artık aptallık yoktu. Aptal aptal bir şeyleri saklamak yoktu. Madem Shisha ile daha sağlam bir bağ istiyordum. Madem onun bana tamamen açık olmasını istiyordum. O zaman ben de bir şeyleri aşmalıydım. "İlk tanıştığımızdan beri daha farklı bakmaya çalışıyorum hayata. Artık sadece durup olayların yanımdan geçmesini izlemeyeceğim. Oturup kendime acımak yerine, ayağa kalkıp bir şeyleri değiştireceğim. Bunu yaparken işleri sıçıp batırabilirim evet, ama emin ol deniyorum ve bana güvenmeni istiyorum. Senin bana güvenmen ve desteklemen, bir çok şeyden daha önemli." Şu zamana kadar kimse bana güvendiğini, bir şeyleri başarabileceğimi söylemedi. Livei dışında beni sevdiğini söyleyen bile olmadı. Belki de bu yüzden bana ilgi gösteren herkes bir hazine gibi geliyor. Çok değerliler. Livei de, Shisha da...

Yanımızdaki adamlar duygusal olarak bir çöküşe girince dönüp baktım bunlara. Onları anlayabiliyordum. Bazı şeyleri fark etmek gerçekten yıkıcı olabiliyor. Gidip bir kaç tanesini sakinleştirmeye ve acılarını, pişmanlıklarını dindirmeye çalıştım. Bu insanlar benden büyüklerdi. Büyük ihtimalle Tihami'nin kuruluşunu, Pakt'ın kuruluşunu gören bile olmuştur. Bu ülke kurulduğundan beri savaş görmemiş, bu insanlar barış içinde yaşamışlar senelerce. Belki bu insanların babaları, onların da babası, hatta ve hatta 4 kuşak ataları bile burada barış içinde yaşamış olabilir. Pakt'ın ve Asgama'nın amacını gerçekten anlamıyorum. "Sakin olun." dedim. "Size ölmeyeceksiniz, canınız yanmayacak diyemem. Belki ben öleceğim bir kaç gün içinde. Ancak dediğiniz gibi, bunu tam özgür Tihami için, belki de başka ülkelerin Pakt'tan kurtulmasına ön ayak olmak için yapacağız."

Destek ekipler yanımıza ulaşınca insanların arabalara binmesine yardım ettim. Sonra da Shisha'nın olduğu arabaya atlayıp yanına oturdum. Yüzümü ellerimin arasına alıp dirseklerimi bacaklarıma koydum. Bu şekilde bir süre durduktan sonra aşırı tanıdık bir sesle kafamı kaldırdım. "Livei!" diye adını sayıkladım ilk. Sağıma soluma bakıp arabanın içinde kırmızı saçlar arasam da sevgilimin sesinin telsizimden geldiğini anlamam bir kaç saniyemi almadı. Elimi götüme büyük gelen şortumun arka cebine attım ve telsizi çıkarttım. Tüm arabanın içi Livei'nin sesi ile yankılandı. Yaşayıp yaşamadığımı soruyordu. Livei buradaydı! Sesindeki üzüntü, yaşamam için yalvarışı... Sıcak savaşta mıydı? Kafamdan aşağı kaynar sular dökülüyor gibi hissettim bunu hayal edince. Kafamı kaldırıp çevreme baktım. Gülen Tihami'ler bunun yavuklum olup olmadığını sordu. Kafamı salladım ancak endişemi saklamaya gerek görmedim. Neden ayrı bölüklerdeydik? "O Gedhilfe'li." diye cevapladım dalgın bir şekilde. Neden güldüklerini anlamıyordum. Livei'ye iyi olduğumu söylemek istiyordum, nasıl olduğunu sormak istiyordum ama yapamazdım. Bir plana ihtiyacım vardı. "Cevap vermek saçmalık olur." dedim. "Aynı tarafta değiliz. Zaten birazdan Djurat'takiler karşılarında beni gördüklerinde bir daha ülkeme dönebileceğimi sanmıyorum." Shisha'ya dönüp baktım. "Artık eski Bok'a dönüş yok." dedikten sonra hafiften gülümsedim. Dediğim gibi, onun desteğine gerçekten ihtiyacım vardı. Kafamda bir plan oluşmuştu ve başarabilmem için tüm içtenliğimi, doğru kelimelerle dile getirmemle başarılı olabilecek bir durumdu. Hayatım boyunca çok iyi yalan söylemiştim ancak gerçek duygularımı yansıtmak... Pek yapmadığım bir şeydi.

Telsizi ağzıma yaklaştırıp Livei'nin bana ulaşmaya çalıştığı kanala "Sevgilim." dedim ciddi bir şekilde. "Ortak kanala geç."

Sonra da telsizimi tüm Pakt askerlerinin duyabileceği bir şekilde ayarladım. Derin bir nefes alıp verdim. Sonra da düğmeye basıp konuşmaya başladım.

"Bütün Pakt birimlerinin dikkatine. Ben Bok Jemipech. Djurat Polis Memuru. Size bir asker olarak değil, bir birey olarak sesleniyorum. Tüm Gedhilfe'lilere, Himota'lılara, Dusha'lılara ve Hemşehrilerime. Tihami insanları savaş istemiyor. Sadece özgürlüklerini istiyorlar. Buraya bu savaşı Pakt getiriyor ve siz de bu savaşın bizim savaşımız olmadığını biliyorsunuz. Bilmediğiniz, tanımadığınız, tanımayacağınız kişilerin çıkarları uğruna ölmek istemediğinizi biliyorum. Kendinizi Tihami'lilerin yerine koyun. Kendi ülkeleri için kendi kararlarını vermeliler. Pakt'ın amacı barış ise, Tihami'ye bu özgürlüğü sunmak yerine neden saldırıyor? Bir dakikalığına asker olmaktan vazgeçin ve sadece insan olun. Elinizi kalbinize koyun ve bu savaşı sonlandırın. İki taraf da boşuna kayıp vermesin."
Yan Çar/Podosḧi Øfinuafeme
Deith Ozæf'i katledecek yegane kişi!
Pisan Higenadon'un canını da tek mermi ile alıcam!


Image
► Show Spoiler

Re: [Ana Kurgu] Asgama Bölükleri

#12
Hayatının en garip anlarından birini yaşıyordu. Yaşadığı şaşkınlık yerini sinire bırakacaktı ama bunu elinden geldiğince baskılayacaktı. Bok ile arasını açmak istemiyordu. Ne de olsa bir arkadaştan fazlası olma yolunda ilerliyorlardı artık. Uzun süredir arkasına bakmadan sırtını yaslayabileceği bir yoldaşı olmamıştı Shisha’nın. Buna ihtiyacı olup olmadığını bilmiyordu ama henüz bu avantajdan vazgeçmek istemiyordu. Garipliklerin ilki, Shisha’nın Livei ismini duyduğunda başlamıştı.

Bok nereden tanıyordu ki bu kızı? Gerçi Shisha da pek tanımıyordu. Rastgele bir gecelik arkadaşlık etmekten öteye gitmemişlerdi ne de olsa. Bok’un sözlerine bakılacak olursa Livei ile bir ikişki içindeydi. Nereden tanışmışlardı, nasıl sevgili olmuşlardı? Livei ile arkadaşlığından bahsetmeli miydi? Gereği yoktu galiba.

Son olarak Bok, telsizi eline alıp daha fazla kan dökülmemesi adına zırvalamaya başlamıştı. Kısmen haklıydı. Böylece Tihami özgürlüğünü kazanabilirdi ama bunun sonucunda geri dönmeleri gerekebilirdi. Gerçi paktın Bok’a aldıracağını da düşünmüyordu. Shisha’nın geri çekilmeye niyeti yoktu. Sonuçta ülkenin kendi kaderini belirleyip yeniden Pakt’a dahil olma ihtimali de vardı. İnsanlara döndü.

“Beyler! Pakt’ın buradan çekilme ihtimali var. Asgama’nın adamları olarak Pakt yancılarını etkisiz hale getirmeniz şart! Yoksa şimdi dökülen kan boşa da gidebilir. Pakt buradan çekilse bile siz devam etmelisiniz.”
Whatever happens, happens
Image
► Show Spoiler

Re: [Ana Kurgu] Asgama Bölükleri

#13
"Bütün Pakt Birimlerinin dikkatine."

Tüm askerlerin kulağında bu cümle yankılanıyordu. Her biri şaşkınlık içinde bir Djuratlı gencin ağzından çıkanları telsizleri aracılığıyla dinliyor ve bugüne kadar savaş içinde olanları sorguluyordu. Bok ve Shisha, etraflarına iki farklı mesaj gönderdiler ancak hiçbiri geri dönüş alamıyorlardı. Geri dönüş alamamaları bir yana, telsizleri bağlantı alamamaya başlıyordu. Ancak anlamaları gereken tek bir şey vardı. Önemli bir işe kalkışan her topluluk kesinliğe kaskatı bağlıdır. Kesinlik yoksa risk var demektir. Risk oluşursa da...

Bulunduğunuz ekibin arasından iki kişi hızlıca Bok'u kollarından yakalıyor ve Bok herhangi bir tepki veremeden üçüncü bir kişi Bok'a sert bir yumruk atarak kendisini afallatıyor. O sırada arabanın hükümet binasına yaklaştığını görüyorsunuz. İçlerinden biri şu an Bok ile uğraşacak vakitleri olmadığını tüm ekibe hatırlatıyor ve arabadan hızlıca iniyor. Bok'u tutmakta olan ikiliden biri hızlıca Bok'un boğazını sıkmaya başlıyor ve diğerine arabanın arkasından bir halat getirmesini söylüyor. Diğer asker Bok'u tutmayı bırakıyor ve arabanın arkasına geçiyor. Bu sırada Shisha'yı da gözleriyle izlemeye devam ediyor. Adam hızlıca elinde bir halatla arabanın içine dönüyor ve Bok'u bağlamaya başlıyor. Diğer asker ise Bok'u boğazlamayı bırakıyor ve Shisha'ya dönüp konuşmaya başlıyor. "Bize bağlı olduğunu kanıtlamak mı istiyorsun? O zaman hemen arabadan in ve Paktçılara karşı saldırıya başla. Hükümet binasının önündeler. Arkadan saldıracağız. Daha fazla detay vermeme gerek yoktur herhalde. Ama dikkatli ol Shisha, savaş alanına girdin mi çıkması zordur. Ve en önemlisi de ne, biliyor musun? Savaş senin düşüncelerini önemsemez." Asker, Shisha'yı arabadan dışarı çıkana kadar keskin bakışlarla izliyor, böylelikle Shisha arabadan çıkmak zorunda kalıyor. Bok ise başının döndüğünü hissediyor ve etrafında olanlara tepki vermekte zorlanıyor. Tamamen etkisiz hale gelmiş olmasa da herhangi bir hamle yapması durumunda işleri kolaylıkla batırabileceğinin farkına varıyor. Elbette bu bir hamle yapmamaya karar vereceği anlamına gelmiyor, ki kendisi ne kadar cesur olduğunu birkaç dakika önce kanıtladığını biliyor.

Shisha: Hükümet binasının önünde gerçekleşen çatışmayı gözlemliyor ve nereye gideceğine karar vermeye çalışıyorsun. Dikkatli baktığında önceden tanışmış olduğun birkaç insana da rastlıyorsun. Hatta aynı zamanda Başpolis Gututo bile orada gibi görünüyor. Kendisiyle aranda yaklaşık olarak 15 metre var. Etrafından ilerleyen askerlerin gittiği rota ise oldukça düz. Bu rotayı takip edersen Asgama bölüklerinin merkezi noktasına varacağını biliyorsun. Bu saatten sonra ne yapacağın tamamen sana kalmış gibi görünüyor.
Off Topic
Shisha Shøge, bu turu ister bu konuya, ister Pakt Bölükleri konusuna atabilirsin. Yazacağın turu Pakt tarafından herhangi biriyle etkileşime geçmeyi istemen durumunda diğer konu içerisinde yazman gerekiyor. Aranızdaki mesafe kapanmış durumda ve birbirinizle etkileşime geçebilir haldesiniz. Karar sana ait.

Re: [Ana Kurgu] Asgama Bölükleri

#14
Dokunmaktan, dokunulmaktan nefret ederim. Kendimi bildim bileli temastan çekinirim. Sadece Livei'ye karşı bu kadar dayanılmaz bir çekim hissettim şu ana kadar. Onun tenini ellemeyi, ellerini vücudumda hissetmeyi ne kadar sevdiğimi düşünüyorum da. Shisha'nın da böyle tehlikeli zamanlarda yanımda olduğunu hissetmek istediğim için o patlama anında kolundan tutmuştum. Ailemden bile böyle bir temas istemedim ben. Şimdi ise bir kaç adam beni sertçe kolumdan tuttuğunda ve yüzüme bir yumruk yediğimde tanımadığım insanların bana temas etmesinden tiksindiğimi tekrar hatırladım. Elag ile aynı olaydı sanki. Orada da amacım tamamen yardım etmekti ancak Elag beni yere yatırıp öldüresiye yumruklamıştı. Şimdi de yanlarında savaşacağımı 129380912 kere söylediğim Tihami'liler tarafından saldırıya uğramıştım. Böyle giderse alışmaya başlayacaktım dayak yemeye. Yumruğu yanağıma yiyince bir kaç saniye kaldım öylece. Söylediklerimin kötü olduğunu düşünmüyordum. Tihami'liler savaş mı istiyordu? Peki ama neden? Kötü tarafta mıydık? Shisha neredeydi peki? Yumruktan sonra bir adam boynuma doladı iki elini ve boğazımı sıkmaya başladı. Gözlerim korku ile açıldı. Elag tekrar geldi aklıma. Boğazıma attığı yumruktan sonra nefes alamadığımı hatırladım. Boğazımda haftalarca devam eden ağrı... Birden aşırı korktum. Bu sefer yanımda Bo'ek ve Jüme yoktu. Sadece Djurat'lı olduğum için beni koruyacak kişiler yoktu. Nefessiz kalmış, kollarım serbest kalınca boynumu sıkan adamın koluna yapışmıştım. Adamlar aralarında konuşuyorlardı. "Shisha..." dedim aşırı az bir sesle. Shisha'nın bunu duyduğuna emin değildim. Çünkü baya ses vardı çevremizde. Yine de yardım isteyeceğim tek kişiydi.

Adamın teki benim kollarımı bağladığında beni boğan adam ellerini boğazımdan çekti. Anında ağzımdan nefes aldım deli gibi. Öksürdüm bir çok kere. Shisha'nın yanında ilk sigara içtiğim zaman geldi aklıma. O zaman da çok korkuyordum. Pişmandım. Peki şu anda pişman mıydım? Belki. Ancak deminki konuşmamdan pişman değildim. Sanki alamadığım nefeslerin yerini doldurmak ister gibi hızlı hızlı nefes almaya başladım. Gözlerim yaşarmıştı. Dişlerimi sıktım. "Asgama..." dedim kendi kendime.

Başım zonkluyordu.

Çünkü kapana kısılmış hissediyordum kendimi.

Asgama, Pakt'tan ayrılma işini güç kullanmadan yapabilirdi ancak bunun yerine darbe yaptı. Her zaman savaş istiyordu. Tihami'lilerin hepsi buraya ölmeye geldiklerini söylediler.

Pakt, bir anda aşırı bir tepki verdi. Bu darbenin bastırılması için tüm ülkelerin teşkilatını buraya yıktı. Gereksiz bir güç kullandı. Canlı bomba bile kullandılar.

Barış istediğimi söylediğimde bu şekilde tepki gösterildi.

Kızı olan adamın cesedi geldi gözlerimin önüne...

Savaşmaya zorlanılıyorduk.

Savaşmamalıydık.

Savaşmamız başkalarının işine gelecekti sadece.

Derin derin nefes alıp, etrafıma baktım. Savaş zaten planlanmış bir şeydi. Kim planlamıştı? Ne amaçla planlamıştı? Kim bilebilirdi ki? Belki o herkesin bahsettiği Frum ve Ser'di bunu planlayan. Belki de Dusha'ların inandığı şekilleri ile Güneş ve Ay'dı. Hatta, belki de... Belki de Tuplo atalarımın inandığı Iyur ve Mitga'ydı bunları planlayanlar. Jemi klanına Yug ölmeden önce diğer ikisinini kötülemişti değil mi? Kanıtlanabilir olmadıklarını söylemişti. Yug'un tanrılığı kabul edilebilir miydi peki? Bundan yıllar önce yaşamış bir vahşiydi belki de? Hiç bir zaman dindar bir adam olmamıştım. Dinlerde tanrıların her şeyi bildiklerini ve iyi niyetli olduklarını söylerlerdi. Peki ya değillerse? Peki ya aslında şu an herkesin tanrısı Pakt ise?

Derin bir nefes alıp nefesimi düzeltmeye çalıştım.

Shisha'ya ne demiştim?

Artık yanımdan akıp geçmesini istemiyordum hayatın.

Shisha ne istiyordu?

Shisha Pakt'ın buradan siktirip gitmesini istiyordu ancak neden bu kadar dar düşünüyordu? Asgama'nın da baş belası olacağını düşünmüyor muydu? İstediği şey Tihami halkının Pakt'tan çıkmasıydı değil mi? Pakt'tan çıksalar ne olacağı umrunda mıydı? Shisha bir devrimci miydi? Yoksa bir anarşist mi?

Adam Shisha'yı savaş alanına sürerken onlara bağlı olup olmadığını kanıtlamasını istedi. Bu kadar önemli miydi bir yere ait olmak? Ben doğduğumdan beri bir yere ait değildim. Tihami'li insanları korumak istiyordum. Onların yanında savaşmak istiyordum ama... Eğer ileride Asgama denen kuklanın avcuna düşeceklerse bu savaşta savaşmak istemiyordum. İstediğim şey burayı mantıklı bir şekilde yönetecek birinin başlarında kalmasıydı. Asgama savaşa çıkmamıştı bile. Ancak Shisha... Shisha bizimle birlikte savaşmıştı. Tüm bu insanları birlikte tutmuştu. Belli başlı düşünceleri vardı.

Bu insanları Pakt'tan çıkarmak bir son olmayacaktı ancak Shisha kendisini kanıtlamalıydı gerçekten.

Hayır, Asgama kuvvetlerine ait olduğunu değil...

Liderliğe laik olduğunu kanıtlamalıydı.

Olduğum yerden bağırdım ona. Arabanın dışından beni rahatça duyabilecekti. "Shisha!" dedim. Sesim zaten zarar görmüş boğazımın biraz daha tahriş olması yüzünden acayip hırıltılı çıktı. "Ne zamandan beri sana söyleneni yapıyorsun?" Hafiften gülümsedim. Büyük ihtimal yakınımdaki bir askerden ikinci yumruğu da yiyip susturulacaktım.
Yan Çar/Podosḧi Øfinuafeme
Deith Ozæf'i katledecek yegane kişi!
Pisan Higenadon'un canını da tek mermi ile alıcam!


Image
► Show Spoiler

Re: [Ana Kurgu] Asgama Bölükleri

#15
Gönülsüz planı işe yaramıştı. Oluşturduğu örümcek ağı, ışın atıcılarından birini kıskıvrak yakalamıştı. Meinsu'nun bu hamlenin hemen ardından okunu atarak düşmanın işini bitirmesi ile elemanların birinden kurtulmuşlardı. Etraftaki bütün bu gürültüden dolayı başının döndüğünü hissediyordu. Ciğerlerine derin bir soluk çekme ihtiyacı hissetti. Bir adım olsun ilerlemeyi başarabilmişlerdi ancak kaçabilecekleri bir boşluk yok gibi görünüyordu.

Tam bu esnada kendisine oldukça tanıdık gelen bir ses duydu. Aylardır duymadığı bu ses, zihninde her şeyin netleşmesini sağlamıştı. Bok buradaydı, hala hayattaydı ve yanlış insanların eline düşmüştü. Livei'nin bütün düşüncelerini susturan kaçma güdüsü yerini bir anda koruma güdüsüne bırakmıştı. Bok... Neredeydi? Yakında mıydı? Söylediklerinden anladığı kadarıyla onlara ateş açan polislerin arasında değildi. Neredeydi? Onu bulmak zorundaydı. Telsizden gelen sesin aniden kesilmesi ile Livei sırtından soğuk soğuk terlerin boşandığını hissetti. Bir şey olmuştu. Ona bir şey yapmışlardı. Ölecekti. Onu kurtarmak zorundaydı.

Her şey gittikçe daha da kötü hale geliyordu. Önlerindeki çılgına dönmüş darbeci polisler yetmezmiş gibi destek ekipleri de gelmişti ve arkalarını sarmıştı. Kaçacak yerleri yoktu. Yanındaki Himotalı polislerden birisinin bir arada kalmaları gerektiğini söyleyen konuşmasını duydu. Zihni berraklığını yitiriyordu. Her saniye ağır çekime alınmış gibiydi. Tek düşündüğü şey sevgilisiydi. Arkalarında onlar için savaşan komiserler, önlerindeki düşmanlar, yanında zor durumda kalan arkadaşları... Hepsi anlamını yitirmişti. Sevgilisini burada bırakmayacaktı. Bu hayatta onu olduğu gibi kabullenen, onu o olduğu için seven başka kimsesi yoktu. Canını mı riske atması gerekiyordu? Bunu pekala yapabilirdi. Buradan kaçacaksa onunla birlikte kaçacaktı.

Başını kaldırdı ve durumu analiz etmeye çalıştı. Hükümet binasının önü ana baba gününe dönmüştü. Arkadan hızla ilerlemekte olan başka darbeciler vardı. Biraz geride kendisine oldukça tanıdık gelen bir figürü seçebiliyordu. O kadar uzun zaman olmuştu ki adamın nasıl göründüğünü unutmuştu ancak yanılmıyor ise bu kişi Dusha'ya gittiği zaman tanıştığı bir polis memuruydu. İsmi neydi? Shi...? Hatırlayamıyordu. Bu tanıdık adamın hemen arkasında büyük bir araç olduğunu görebiliyordu. İçinde çırpınan birileri vardı. Uzun saçlı bu kişi... Olabilir miydi? Bok orada mıydı?

Risk alınmaya değerdi. Tek sorun buradan nasıl uzaklaşacağıydı. Altlarındaki zeminin yağlı grafit ile kaplandığını hissedebiliyordu. Yol inanılmaz kaygan hale gelmişti. Hemen önlerinde elmas ve kılıç kullanıcılarına ek olarak etraflarını sarmış bir vaziyette ateşlenmeye müsait balistalar mevcuttu. Livei ölüp cehenneme düşse bu ortamdan daha huzurlu olacağını düşünmeden edemedi. Kalkanlar çatlamaya başlamıştı ve çok kısa bir süre sonra pes edeceklerdi. İşleri bitmişti. Her şey Frum ve Ser'in bugün onlara lütfettiği şansa kalmıştı. Kendi kalkanlarına daha fazla zarar vermeden düşmanın dikkatini dağıtacak bir yol olmalıydı. Livei, yakın arkadaşı Meinsu'nun elini tuttu. "Üzgünüm kaçacağız dedim ama... Bok olmadan hiçbir yere gitmiyorum. Onu buradan çıkaracağım. Lütfen güvende kal ve seninle sonra buluşalım. Üçümüzün de bu sikik ülkeden tek parça ayrılmasını istiyorum, tamam mı?" Sonrasında arkadaşının cevap vermesini beklemeden ondan uzaklaştı. Kolunu olabildiğince gerdikten sonra ulaşabildiği en uzak noktaya doğru patlama tozlarını savurdu. Hemen ardından diğer eliyle de matarasında kalan suyu boşalttı. Oluşacak patlamanın yakındaki kişileri hafifçe sersemletmesini bekliyordu. Ancak yağlı grafit ile tepkimeye girmesi sonucu onları saklayacak kadar bir miktar duman oluşmasını da umuyordu. Ve dumanla birlikte ciğerleri yakan bir yanık yağ kokusu... Livei dumandan istifade ederek karşı hatta geçecek ve kimseye görünmemeye çalışarak şüphelendiği araca doğru ilerleyecekti. Bok oradaysa, onu oradan çıkarmak için elinden geleni yapacaktı.
Image
► Show Spoiler
Post Reply

Return to “Yata”